Namazda Huzur-u Kalp



Salat’a başlamadan önce namazı bozan şeylerden sakındıktan sonra “Alemlerin rabbine itaat ve yaklaşmak için namaz kılıyorum” şeklinde niyet edilir.

Tam bir ruhi hazırlık ve huşu içinde, dünyanın bütün sorunlarından, ve nimetlerinden sıyrılmış olarak, ruhu ve bedeni bütün hayvani şehvetlerden arındırarak kalbimizi alemlerin rabbi ve terbiyecisi olan yüce Allah’a yönelttikten sonra ruhun derinlerinden çıkan kelimelerle ellerimizi kulak hizasına kaldırarak “Allah-u Ekber“ deyip dünyanın bütün nimetlerini bırakarak rabbin huzuruna onunla aşkı niyaza durmuş kişinin gözünde dünyanın bütün nimetleri küçülür ve yalnız sevgilisinin azametini düşünür.

Kalp ve ruh’da sevgisiyle buluşma anında mutmain olmuş bir halde yaratıcısının önünde ibadete başlar. Kul bu andan itibaren ta namazın sonuna kadar tevhidin, risaletin ve imametin dünyadaki timsali olan Kabe’ye yönelmiş bedeniyle hiçbir varlıkla konuşmadan yalnız yüce yaratıcısına hamd-ü sena ederek ona sır ve ihtiyaçlarını arz etmenin yanı sıra başka hiçbir kimseye söylemediği nurlu kelimeleri yalnızca ona arz eder.

NAMAZDA ELLERİ KALDIRMANIN SIRRI

Namazlarda söylenen tekbirlerde insanın elini kaldırması salat’ın süsüdür. Cebrail (a.s) ın ve göklerdeki meleklerin namazı da böyledir. Nitekim Nebate’den nakledilen bir rivayette Hz. Ali (a.s) bu konuyu beyan etmiştir. İmam Rıza (a.s) bu hususta şöyle buyurmuştur : “Namazda elleri kaldırmanın sırlarından biri; sadece Allah’a yönelmek; ihlas ile Allah’a yalvarıp yakarama haleti olduğundandır. Bu yüzden Allah-u Teala kendisi zikredildiğinde kulunun sadece kendisine yönelmesini sevmekte, ihlaslı olmasını istemektedir. İnsan bu vasıtayla Allah’a yönelsin niyetinin farkında olsun ve kalbiyle Allah’a teveccüh etsin.”

Bu söylenenler marifet ehlinin söyledikleriyle de mutabıktır yani insan ellerini kaldırınca Allah’tan gayrisini bir kenara itmekte, bütünüyle Allah’a  yönelerek ihlaslı bir şekilde ona teveccüh  etmektedir. Zira aşk ve muhabbet mektebinde Allah’tan gayrisine yönelmek şirktir. İnsan bu yönelme sayesinde manevi ve hakiki miraca yani “ilallaha” yolculuğu gerçekleşir. Bu yolculuk ise Allah’tan gayrisini terk etmedikçe gerçekleşemez. Nitekim namazdan önce söylenen yedi iftitah tekbiri de melekutî yedi hicabı yırtmak içindir.

Nasıl ki Hz. İbrahim (a.s) da o irfanı şûhûdi takyidi tecelli seferinde şöyle der: “Şüphesiz ki ben yüzümü yerleri ve gökleri yaratan Allah’a yönelttim.”

Hz. İbrahim (a.s) şöyle buyurmuştur: “Daha sonra babları (kapıları) fetheder ve celal kapısını keşfeder. Daha da sonra Allah’a sığınır. Ve Allah’u Teala’nın ismiyle içeri girer.” Aşağıdaki rivayette bu hakikate işaret etmiştir.

Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) miraç gecesinde yedi hicabı kat etti ve her hicabın yanında bir tekbir söyledi. Sonunda Allah-u Teala onu kerametinin inayetine erdirdi.” (Erbain Hadis- 180/181)

Kısaca kul tam bir huşu içinde “Allah-u Ekber” diyerek namaza başlar.

Namaza başladıktan sonra ilk önce sırlar ile dolu olan Fatiha suresi okur:



1 2 3 4 next