İSLAM’DA KADININ YERİ



İnsan oğlu bu dünyaya ayak basıp toplu olarak yaşadığı günden beri hem tabii olarak meydana gelişi ve hem de toplumsal yaşamını sürdürmek için kadın cinsine ihtiyaç duymuş, hiç bir zaman erkek yaşam ve bekasında kadından ihtiyaçsız olmamıştır.

Beşer toplumu, ister vahşi insan olsun ister medeni yaşam yolunu sürekli, örf ve adetler, adilane veya zalimce kanunlar gibi bir takım kuralların sayesinde kat etmiştir. İşte bu nedenle kadın cinsi hususunda da her kabile, her kavim ve her soy ve millet arasında özel bir takım kurallar uygulanmaktaydı.

Bir beşer toplumundan uygulanan bütün adet ve kuralların su, hava, bölge, muhit ve yaşam sabıkası şartları vs.nin bir takım tabii etken ve şartlardan kaynaklandığı gibi tabiatta hüküm süren değişim ve tekamül kanunu tabiatın madlülü olan toplumsal kurallarda da kendini göstermekte ve etki bırakmaktadır; kadın hakkında uygulanan kurallar da bu genel hükümden istisna olmamış, insanoğlunun yaşam doğrultusunda değişim ve tekamüle sebep olmuş, mükemmelliğe doğru –elbette çok yavaş bir şekilde- ilerlemiştir.

Toplumda kadının konumunu, değişim ve tekâmülünü şu maddelerde özetlemek mümkündür:

Birinci merhale: Kadın, ilkel insan toplumlarında insan toplumunun bir parçası sayılmıyordu ve hiçbir şekilde toplumsal ağırlığa sahip değildi, kadına karşı insanın bir hayvana davranması gibi davran ılıyordu.

İnsanoğlu, özel yaşam bölgesinde hedefi olan ve tabii maksatlarını izleyen vahşi hayvanı istihdam ve istismar saikiyle ve ihtiyaçlarından dolayı istihdam eder ve insani çıkarları doğrultusunda mülkiyetine geçirir, onun etinden, derisinden, yününden, kemiğinden, sütünden, kanından, güç ve kuvvetinden ve hatta onun dışkısından yararlanır ve onu toplumsal yaşamına sokup beslemesine rağmen ona hiçbir hak tanımaz.

İnsan mülkiyetindeki evcil hayvanlarının yiyip içmesi ve çiftleşmesini sağlıyorsa ve onların ihtiyaçlarını gideriyorsa, onların da insan gibi şuurlu, iradeli ve canlı varlıklar olup belli bir hukuka sahip oldukları için değil, onlardan beklediği çıkarları içindir.

İnsanın istihdamındaki evcil hayvanlardan birine bir zarar dokundurulacak olurlar da sonuçta o zararı veren kişiyi cezalandırırlarsa o kişinin o hayvanın sahibinin haklarından birini çiğnediği ve bu vesileyle bir suç işlediği içindir, o hayvanın insan toplumunda bir hukuku olduğu için değil.

İnsanoğlu kendi huzur ve rahatlığını temin etmek için her gün kimyasal ilaçlar kullanarak milyardlarca zararlı mikrop ve haşereleri ortadan kaldırmakta, beslenmek ve diğer ihtiyaçlarını gidermek için milyonlarca hayvanı öldürür ve bundan dolayı en küçük bir suç işlemiş olmak duygusuna bile kapılmaz.

Kadın da ilken insan toplumlarında bu durumdaydı; tarihin gösterdiği ve vahşi kavimlerin ve bayındırlıkların etrafında yaşayan insanların eserlerinden anlaşıldığı gibi insanoğlunun tarihinde çok uzun bir zaman (belki de milyonlarca yıl) sürecinde kadın insan toplumunda bir asalak hükmündeydi ve insan toplumunda hiçbir hakka sahip değildi. Toplumdaki varlığı ve insanlar arasında korunmasının tek nedeni, toplumun haklarından yararlanmak değil, toplumun bir takım ihtiyaçlarını gidermekti. Yayla veya kışlağa göçtüklerinde eşyaları taşımak, yakacak toplamak, balık avlamak, erkeklerin evlerine hizmet, çocukları yetiştirmek ve hasta bakıcılığı yapmak gibi alçak ve değersiz işler kadının yapması gereken görevlerdi.



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 next