KADİR GECESİ



Öncelikle Müslüman kardeşlerimin ramazan ayını kutluyor ve insanlık âlemi için hayır, bereket ve kurtuluş getirmesini diliyorum.

Oruç ibadetinin farz kılındığı ramazan ayı, yüce Peygamberimiz (s.a.a) tarafından “mubarek” vasfıyla nitelendirilmiş bir aydır. Salman-ı Farisî’nin bildirdiğine göre Peygamberimiz (s.a.a), şaban ayının son gününde Müslümanlara hitaben şöyle buyurmuştur:

“Mubarek bir ay olan ramazan ayı, gölgesini üzerinize germiş bulunmaktadır.”

Arap edebiyatı uzmanları “bereket” kelimesinin, bolluk ve kalıcılık anlamına geldiğini bildirmişlerdir.

İbn-i Abbas’ın yorumuna göre “bereket”, hayır işlerin bolluğundan ibarettir.

Rağıb-ı İsfahanî ise “bereket” kelimesini, bir işteki ilahî hayrın kalıcı ve yerleşik oluşu şeklinde yorumlamıştır.

Oruç ibadeti, bereketle dolu dolu olan bu ramazan ayında Müslümanlara farz kılınmış ve bundan da “takva=ilahî buyruk ve yasakları gözetme” amaçlanmıştır. Kur’an-ı Kerim bu gerçeğe şöyle ışık tutmaktadır:

“Ey inananlar, takva edinmeniz için oruç, sizden öncekilere yazıldığı gibi size de yazılmıştır.” (Bakara, 183)

Takvanın=ilahî buyruk ve yasakları gözetmenin, insan yaşamına doğal yansıması ise şöyle örneklendirilebilir: İnsanın, yüce Yaratanın rızası doğrultusunda bir yaşam tarzı edinmesi bağlamında sürekli gayret etmesi, bu uğraşı sonucunda ruhunu her türlü karanlıktan arındırarak olgunluk kazanması, şeytanî güç ve odaklarla işbirliğinden özenle sakınması, bireysel anlamda dünya ve ahiret mutluluğunu garantilemesi, kendi türünün birey ve toplumlarına faydalı olması... bütün bunlar, insanlığın susamış olduğu ortak değerlerdir. Oruç ibadeti, bu değerlerin alt yapısını oluşturabilecek bir dinamizme sahiptir.

Bu kısa açıklamanın sonucu şöyle özetlenebilir: Ramazan ayını bereketli kılan nedenlerden biri, takva edinme ve Allah’tan sakınma zemini oluşturan oruç ibadetinin bu ayda farz kılınışıdır.



1 2 3 4 5 next