MUAVİYE'NİN ÖLÜMÜ VE YEZİD'İN MEKTUBU



O gün de akşam oldu ve mescidde bulunanlar dağıldılar, ancak Resulullah'ın (s) sözleri olduğu gibi halkın kulaklarında çınlamadaydı. Bulundukları her mecliste ve gittikleri her yerde Hüseyin'in (a) öldürüleceğini anlattılar. Halk bu konu üzerinde titizlikle durdular ve bu hadiseyi gözleriyle görmeleri için beklemeye koyuldular sanki. Hicri 60 yılının Recep ayında Muaviye öldü. Yezit Medine valisine -Velid b. Utbe- bir mektup yazarak bütün Medine halkından ve özellikle de Hüseyin'den (a) kendisi için biat almasını, biat etmediği takdirde başını bedeninden ayırıp kendisine göndermesini emretti. Velid, Mervan'ı çağırarak istişarede bulundu ve görüşünü sordu. Mervan şöyle açıkladı konuyla ilgili düşüncesini: "Hüseyin (a), Yezit'e biat etme zilletine boyun eğmez. Eğer senin yerinde ben olsaydım, eğer senin gücün bende olsaydı hiç gecikmeden Hüseyin'i (a) öldürürdüm." Velid buna karşı şöyle dedi: "Bu durumda böyle bir işe girişmektense dünyaya gelmez olaydım keşke. Asla bu zilletin yükünü omuzlarıma almam." Velid daha sonra elçi göndererek Hüseyin'i (a) evine davet etti. Hüseyin (a) Ehl-i Beyt'inden ve dostlarından oluşan otuz kişilik bir grupla Velid'in evine geldi. Velid Muaviye'nin ölüm olayını duyurdu ve Yezit için biat etmesini istedi. Hüseyin (a) biat meselesinin önemine değinerek, bunun gizlilikde yalılamayacağını dedi ve ekledi, halkı biat için davet edeceğin zaman bize de haber sal. Mervan dedi: "Hüseyin'in (a) sözüne kulak asma, mazeretini kabul etme ve eğer biat etmiyorsa onu sağ bırakma." Hüseyin (a) öfkelenerek şöyle buyurdu: "Vay olsun sana ey kötü kadının oğlu! Benim öldürülmem için ferman mı veriyorsun? Andolsun Allah'a, sen yalan söyledin ve bu sözünde de kendini zelil ettin, aşağıladın." Daha sonra Velid'e dönerek "Ey emir (vali), biz

nübüvvet Ehl-i Beyt'i ve risalet kaynağıyız, meleklerin inip kalktığı ev bizim evimizdir. Allah bizim hatırımıza rahmetini insanların yüzüne açtı ve sonu da bizim adımızla olacaktır. Yezit'e gelince, o fasık, içki içen, kan döken ve alenen günah işleyen biridir. Benim gibi biri Yezit gibi birine biat etmez. Ancak siz de bu geceyi sabahlayın, biz de; siz de iyi düşünün, biz de. O zaman hangimizin hilafet makamına daha layık olduğunu anlarız" dedi ve Velid'in evinden çıktı. Mervan, Velid'e dönerek dedi: "Benim nasihatıMa kulak asmadın ve söylediğimin aksine hareket ettin." Velİd ona dedi: " Vay haline! Ne yani, dinimi ve dünyamı kaybetmemi mi

öneriyorsun bana? Andolsun Allah'a, yeryüzünün saltanatını bana verseler bile Hüseyin'i (a) öldürmem. Andolsun Allah'a, her kim elini Hüseyin'in kanına batırırsa, Allah'ın huzuruna çıktığında iyiliklerinin kefesi çok hafif olacak ve bağışlanması da imkansız. Öyle birine Allah rahmet gözüyle bakmaz, onu günahtan arındırmaz ve çok elin bir azapta onu cezalandırır."O gece de sona erdi. Sabahın ilk saatlerinde Hüseyin (a) yeni bilgiler edinmek için evinden çıktı. Mervan'la karşılaştı yolda.

Mervan imam'a şöyle dedi: "Ya Eba Abdillah, ben senin hayrını isterim. Benim nasihatimi dinle ki saadete kavuşasın." Hüseyin (a) "Nedir nasihatin, de de duyayım" buyurdu. Mervan dedi: " Ben Yezit b. Muaviye'ye biat etmeni emrediyorum. Çünkü bu hem dünyan hem ahiretin için en iyi olanıdır." Hüseyin (a) dedi: " İnna

lillahi ve inna ileyhi raciun -Şüphesiz biz Allah'a aitiz ve dönüşümüz de O'nadır-. Şimdi İslam dinine veda etmek gerekir, çünkü Peygamberin (s) ümmeti Yezit gibi birinin sultasına düçar olmuştur. Ben ceddim Resululllah'ın (s) 'Hilafet Ebu Sufyan oğullarına haramdır' buyurduğunu duydum." Bir hayli konuştuktan sonra Mervan öfkeli bir şekilde ayrıldı.