KUNUT



Kunut, lügatta "huzuyla itaat" anlamındadır. Allah Tealâ'nın Hz. Meryem'e hitaben buyurduğu şu söz de bu anlamda kullanılmıştır:

"Ey Meryem, Rabbine divan dur."[1]

Ancak namazla ilgili olarak söz konusu edildiğinde, tüm namazların ikinci rekâtında okunan dua kastedilir.

İmam Cafer Sadık (a.s), "Bütün gönlünle O'na yönel." ayetinin tefsirinde şöyle buyuruyor:

"Ayetin orijinalinde geçen "tebettel"den maksat, namazda dua için elleri kaldırmaktır." [2]

"Tebettel" sözlükte "Allah'tan başkasından ümit kesmek" anlamına gelir. [3]

Kur'ân-ı Kerim, "Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin."[4]  buyurmaktadır. Allah'a yalvarma ve tazarru etmenin nişanelerinden biri de dua için elleri kaldırmaktır. Fakir ve muhtaç olan insan mutlak zengine el açar, sadece O'ndan ister ve O'ndan başkasına gönül vermez.

Evet, namazda kunut tutmak müstehaptır; fakat o kadar önemsenmiştir ki İmam Rıza (a.s) Me'mun'a mektubunda şöyle yazmıştır:

"Kunut günlük namazların tümünde, farz bir sünnettir." [5]

Elbette bu sözden İmam'ın maksadı kunutun önemini vurgulamaktır. Nitekim, insan rükûya varmadan önce kunut okumayı unutursa, rükûdan sonra kaza etmesi müstehaptır, secdede hatırlarsa selâmdan sonra kaza edebilir.



1 2 3 next