NEHC-ÜL BELAĞA'NIN SENETLERİ



NEHC-ÜL BELAĞA'NIN SENETLERİ

Emir-ul Müminin Ali'nin (a.s) sözleri sadece fesahat ve belağat açısından Nehc-ül Belağa belağat yolu değil, insan hayatının bütün alanlarında dosdoğru ve sağlam bir yoldur. Diğer ilim dallarında olduğu gibi nazım ve nesirde güçlü kalemi ve üstün yeteneği olan seyyid Razi, kelamın emiri Hz. Ali'nin sözlerinin fasih uslubuna hayran kalmış ve ona gönül vermiştir; bu yüzden ona Nehc-ül Belağa (fesahat ve belağat yolu) adını vermiştir.

Nehc-ül Belağa öyle bir kitaptır ki, alfabetik sırasına göre "a"dan "ze"ye kadar üzerinde ilahi öğretilerin her biri hakkında bu kitapta araştırma yapılsa, her biri her dala ait ana ilkelerin burada açıklanmış olduğu görülür. Öyle ilkeler ki, "Kökü sabit ve dalları ise göktedir, rabbinin izniyle her an yemişini verir."

Nehc-ül Belağa’da hakkında açıklama bulunan mevzular

Örneğin: Evvel, âhîr, insan, iman, imamet, burhan, best, tövbe, sevap, cesed, cisim, cela, ceza, hak, hesap, hicap (perde), hareket, habt, hatm, halk (yaratılış), dua, dünya, rabb, resul, ruyet (görme), Rev'u (korku), rızık, rıza, züht, ziyğ, zeval, zikir, sermed, sebat, sem'ı, saadet, şekavet, şan, suret, sabır, sırat, zalalet (dalalet), taleb, tâat, tarık, tumanine, taharet, zıll (gölge), zuhur, zulüm, adalet, ilim, amel, irfan, a’mâ, gâyb, gaflet, gufran, gına, fikr, fiil, fuad, kaza, kader, kalp, kapz, kavl, kitap, kelam, leyl, lika, mevt, melek, nur, nübüvvet, nefs, vucud, vahdet, vech, vahy, velayet, vezn, takva, himmet, hidayet, hicret, yevm, yakza, yakin vb. Bu gibi konular ister Nehc-ül Belağa'da olsun ve ister Emir-ul Müminin Hz. Ali'nin diğer sözlerinde, her biri hakkında önemli kaynaklar bulunmaktadır. Nitekim, irfan ve felsefe üstadları bu konularla ilgili değerli kitaplarında İmam Ali'nin (a.s) sözlerine istinad etmektedirler.

Hz. Alİ'nİn buyrukları hakkında molla sadra’nın sözü

Mesela; Molla Sadra, Esfar kitabının ilahıyat bölümünde vacib-ul vücudun sıfatlarının O’ndan ziyade oluşunu reddederken, başka bir deyişle kemaliyet sıfatlarının Allah Teala'nın zatıyla aynı olduğunu söylerken Nehc-ül Belağa'nın birinci hutbesine dayanarak şöyle diyor:

"Mevlamız, imamımız, ariflerin mevlası ve muvahhidlerin imamının -Emir'ul Müminin Ali'nin- sözlerinde Allah Teala'nın sıfatlarının zatına ziyade oluşunu en açık bir şekilde reddetmiş ve meşhur hutbelerde şöyle buyurmuştur: "Dinin evveli O’nu tanımaktır ve O’nu tanımanın kemali ise O’nu tasdik etmektir, tasdik edişin kemalı onu bir bilmektir..."[1]

Yine, Ehl-i Sünnet ve Şia'dan diğer kişiler, asr-ı saadetten bugüne kadar teliflerinin çeşitli dallarında, edebiyat ilminden irfana kadar Allah'ın o büyük velisi ve varlıkların imamından bereketlerini alıyor ve onu kaynak gösteriyorlar ki, onlardan bir grubunu nakletmek için geniş bir müstakil kitaba gerek vardır.

Hz. Ali'nin (a.s) ilahî ilimden kaynaklanan, risalet meşalesinin nurundan bir kıvılcım ve imamet bahçesinin kokusundan bir üfürülüş olan sözlerinin makam ve mevkisinin yüceliği sonucu kendi zamanından bugüne kadar büyük alimlerden bir çokları buyruklarını toplamak için büyük gayret sarfetmişlerdir. Biz bunlardan bir kısmının ismini nakledeceğız:

Ubeydullah bin Ebi Rafi’

Şeyh Tusi (r.a) ö. 460 h.k. “Fihrist” kitabında buna yer vermiş ve şöyle yazmıştır: “Emir-ul Müminin’in katibi olan Ubeydullah bin Ebi Rafi (r.a) Hz. Ali’nin (a.s) yargılarını toplamıştır. Bunu bize Ahmed bin Abdun kendi senediyle Muhammed bin Ubeydullah bin Ebi Kafi’den ya da babasından o da ceddinden (büyük babasından) o da Hz. Ali’den (a.s) geniş ve ayrıntılı bir şekilde naklederek bu kitapta kaydetmiştir.

Zeyd bin Veheb-i Cuheni Muhadram

Şeyh Tusi adı geçen kitabında konuyla ilgili olarak şöyle demektedir: Zeyd bin Vebeb, Hz. Emir-ul Mü’minin Ali’nin (a.s) Cuma ve bayram hutbeleri ile diğer toplantılarda yaptığı konuşmalarını bir kitapta toplamıştır. Bunu Ahmed bin Muhammed kendi senediyle Ebu Mihnef Lut bin Yahya’dan o da Ebu Mensur Cuhani’den o da Zeyd bin Veheb’den nakletmiştir.”

Künyesi Ebu Süleyman Cuhanî Kufî Muhadram olan Zeyd bin Veheb, hem cahiliyet, hem de İslam’ın zuhurunu görmüş birisidir. Zeyd, Resulullah (s.a.a) hayattayken iman etti. Ancak Resulullah’ı (s.a.a) görmek istemesine rağmen Resulullah (s.a.a)’ın irtihali yüzünden bu arzusuna kavuşamadı. Bunun için Zeyd’i sahabe olarak kabul etmeyip tabiinden saymışlardır. Tabiinin büyüklerinden olan Zeyd, Hicri 96.da vefat etmiştir. Şeyh Tusi’nin senetleri kendi döneminde Ubeyd ve Zeyd’in kitaplarının mevcut olduğunu ve dolayısıyla bu ikisinin Hz. Ali’nin (a.s) hutbe ve hükümlerini toplayan ilk kişi olduğunu göstermektedir.



1 2 3 4 5 6 7 8 next