İNSAN VE YAKARIŞ



İNSAN VE YAKARIŞ-4

Senin sonsuz dergahına kavuşmayı sen-den istiyorum. Senin varlığının kanıtlarını seninle buluyorum. Nurunla beni hidayet et. Sadık kullukla senin celal ve ce-mal semtinde beni mukim kıl.

Gurbette olsa da senin semtine gitmek için yükümü hazırlarım

Mutluluk tellerinden düğüm çözerim mateme kin beslerim.

Duydum ki arayanın yüzüne kapı kapatmaz tanrı

Mana ehline açtığı hakikatleri saklamaz tanrı.

Onun hayali gelmedikçe kalbime söz söylemem,

Nasıl ki bülbül gülü görmedikçe şakımaz.

William Braynt’dan bir ördeğe hitaben:

Güneşin son ışıkları gökyüzünü mavileştirdiği za-man, akşamın ilk jaleleri yere düşer. Sen adeta engin gönül fezasına uçar, kanat çırparak yalnız başına yoluna gidersin. Avcının gözleri, bu uzun uçuşunda bir hata yapıp onun pençesine düşmeni boşa bekler. Zira sen tıpkı bir siyah nokta gibi göğün kalbin-de süzülür gidersin ve tuttuğun yoldan geri dön-mezsin. Peki sen bu uzun uçuşunda neyin peşindesin? Yosun dolu göl kıyılarının peşinde misin, ırmakların kıyılarının ardına mı düşmüşsün yoksa coş-kun dalgaları kayalara vuran okyanusları mı arı-yorsun?

Bunca dikkat ve uyanıklılık içinde gecenin koynundaki ve engin fezadaki uçsuz bucaksız yolculukta ve kıvrımlı kıyılar boyunca yolunu kaybetmeden süzülüp uçuşunda yolunu kaybetmeden sana yol gösteren ne görkemli bir güçtür.! Tüm gün kanatların, soğuk ve boş fezanın yükseklerinde süzülüyor. Yavaş yavaş yaklaşmakta olan akşam karanlığı, seni ilerlemekte olduğun menzilinden alıkoyamamakta, yorgun ve bitkin düşürememektedir.



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 next