Mâsum İmam’ın Gerekliliği



Şiisiyle, Sünnisiyle İslam ümmeti genel olarak, Hz. Mehdi konusunda görüş birliği içerisindedir. Her iki grubun uleması da onu, Resulullah’ın soyundan ve Hz. Fatıma selamullahi aleyha’nın neslinden olduğunu kabul etmektedirler. Muteber kitaplarda bu bağlamda muvassak ve mütevatir birçok hadis ve rivayet naklolunmuştur. Kur’an-ı Kerim, diğer semavi kitaplarda olduğu gibi Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın cihanşümul adil hükümetinden ve onun rehberliğinden söz etmektedir. Resulullah sallâ’llâhu aleyhi ve alih ve diğer Hidayet İmamlarından bu konuda rivayet edilen çok sayıda hadisler, Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’ın İmam Hasan Askeri aleyhi’s-selâm’ın oğlu olduğu ve halen hayatta bulunduğu, ancak ilahî hikmet gereği gaybete çekildiği hususunda hiçbir şek ve şüpheye yer bırakmamıştır. Kast ve garazı olmayan hak talibi herkes, eğer meseleye dikkatlice eğilirse, kesinlikle bu hakikate ulaşacak ve onu kabul edecektir.

Yüce Allah’tan İslam’ın usul ve öğretilerini sağlıklı bir biçimde anlayıp idrak etmekte bizlere yardımcı olmasını ve gerçekleri anlamayı bizlere ve tüm hakikat aşıklarına inayet eylemesini, bizleri hatalardan, yanlış inanç ve anlayışlardan, taassuplardan kurtarmasını temenni ediyorum.

“Rabbimiz! Bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi saptırma; katından bize bir yardım ihsan et. Şüphesiz ki, sen çok bağışlayansın.”

Şunu hatırlatmam gerek ki: İmam Mehdi aleyhi’s-selâm bir şahıstır; bir sınıf veya grupta Mehdilik tecelli etmiyor. Şiilik tarihi boyunca tüm Şiiler, ayrıca Ehl-i Sünnet’ten bir çok alim İmam Mehdi aleyhi’s-selâm’ın, Resulullah’ın çocuklarından olacağını kabul etmektedirler. Ehl-i Sünnet itikadında incelenmesi gereken şey, O İmam’ın doğup doğmadığı ve diğer özellikleridir. Biz bu makalede, Allah’ın yardımı, inayeti ve canlar ona feda olsun, İmam Mehdi aleyhi’s-selâm’ın mahsus lütuflarıyla aşağıdaki konu etrafında konuşacağız.

İnsanın Toplumsal Hayatının Devamı İçin, İlahî Hüccetin Varlığının Gerekliliği

Nübüvvete imandan sonra en önemli konulardan biri, Asrın İmamının İmametine inanmaktır. Tüm Müslümanlar bu inancı paylaşmaktadırlar.

İslam kelamcıları ve filozoflarının bu konuda getirdikleri aklî deliller oldukça çoktur. Biz burada sadece bir delili açıklamakla yetineceğiz. O delil de yüce Allah’ın yaratılış ve din düzeninin korunmasına gösterdiği özeni ifade eden “İnayet delili”nden ibarettir. Bir başka deyişle “Allah’ ın Tekvinî ve Teşriî inayeti”dir.

İnayet Ne Demektir?

“İnayet”; bir işin en güzel şekilde gerçekleşmesi, en küçük noktasının dahi belirsiz ve müphem kalmaması için azami derecede gayret edip, özen göstermek demektir.

Örneğin; bir mimarın bina yapımındaki inayeti (özen ve titizliği) binanın kolonlarına dikkat ettiği gibi, kanalizasyona uzanan boruların eğimini dahi gözden uzak tutmamasını icap ettirir. Çünkü binanın herhangi bir köşesi veya bahçesinde su toplanması, mimarın binanın bu bölümüne gereken özen ve titizliği göstermediğini yansıtır. Tabii ki, insanın inayet ve özeni Allah Teala’nın inayet ve özenine benzemez.

Hikmet Sahibi Olan Allah’ın İnayeti ile İnsanın İnayeti Arasındaki Fark

İnsanın kendi işinde gösterdiği inayet ile Allah Teala’nın mukaddes zatından sadır olan fiillerde gösterdiği inayet elbette ki farklıdır. Çünkü kişi kendi işine inayet (özen) göstermekle kendi ihtiyaçlarını temin edip noksanlıklarını giderir. Fakat yüce Allah hiçbir noksanlığı, hiçbir ihtiyacı olmayan, varlığı kendisinden olan, tüm kemallere sahip bulunan yüce bir zattır. Kâinat, kâinattaki varlıkların ihtiyaçlarının karşılanması ve noksanlıkların giderilmesi, O’nun inayetinin sonuçlarıdır.

“Allah onların söylediklerinden münezzeh, yüce ve beridir.”



1 2 3 4 5 6 7 8 next