RUHİ ARINDIRMANIN İLİM VE MARİFETTEKİ ROLÜ



 

İlim ve öğrenim uğruna yapılan çabayı, İslam mektebi devamlı teşvik etmiş, Kur'an-ı Kerim ve hadisler ilmi, değer ve üstünlük ölçüsü olarak söz konusu etmişlerdir. Kur'an-ı Kerim, ilmin üstünlük ölçüsü olduğunu şu şekilde beyan ediyor:

"De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Hiç şüphesiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünmektedir."(1) Ve diğer bir yerde insanın her iki alemde yüce insani derecelere erişmesinin ilmin nuruyla gerçekleşeceğini şöyle açıklamıştır:

"...Allah, sizden iman etmekte olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir. Allah, sizin yaptıklarınızdan haberdardır."(2)

İslam dininde ilmin değeri ve üstünlük ölçüsü oluşu, şu iki özelliğe sahip olmasına bağlıdır.

a) İlim sahibi güzel ahlak sahibi de olmalıdır.

b) İlim yüce insani değerler doğrultusunda kullanılmalıdır.

Bu ikisinden her birinin olmayışıyla ilim, bataklığa dökülen tatlı ve berrak suya benzer ki, bir nevi  "en güzel yaratılış" zirvesinden "aşağıların aşağısı"na(3) doğru çöküştür. İşte bu yüzden ilahi maariflerin hazinesi olan Kur'ân-ı Kerim, Resul-i Ekrem'in (s.a.a) peygamberliğe gönderilişinin hedefini açıklarken, ilim ve tezkiyeyi (ruhu pisliklerden arındırmayı) bir arada ve yan-yana zikretmiştir.(4) Bu gerçeğe Resulullah'ın (s.a.a) buyruklarında da rast­lanmaktadır. Çünkü Resulullah (s.a.a) "Ben öğretmek için gönderildim"(5) diye ilan ediyorsa, "Ben ahlaki erdemleri tamamlamak için gönderildim"(6) diye de buyurmuştur; ve yine "Rabbim bana ilim öğretti; ne de güzel ilim" şeklinde buyuruyorsa bununla birlikte "Rabbim beni terbiye etti; ne de güzel terbiye"(7) sözünü de dile getirmiştir.

Dolayısıyla ilim, ahlakî değerlerle ve insani hedeflerle birlikte olursa değer kazanır ve İslam'da olan üstün değerlerin kapsamına giriverir; yine alimin makam ve değeri, ilim ve bilgi edinmeye çaba harcamanın yanısıra kendi nefsini temizlemeye daha fazla önem göstermesine bağlıdır.

Bahsimize "Unvan-i Basri"den rivayet edilen bir hadisle başlıyoruz:

Şemsuddin Muhammed b. Mekki, Ahmed Ferahani'den (r.a) ve o da Unvan-i Basri'den* şöyle dediğini rivayet ediyor:



1 2 3 4 5 6 7 8 9 next