Teşeyyü’ün Anlamı ve Ortaya Çıkışı?



 

Teşeyyü ve Şia aynı kökten ve anlam ve kullanış yönünden birbirine yakın anlama sahiptirler ama bu iki sözcüğün anlamlarının tam olarak belirlenmesi için biz asıl konuya geçmeden bu kelimelerin sözcük ve terimsel anlamlarını ayrıca inceleyeceğiz.

Teşeyyü’ün Sözlük Anlamı

Cevheri Sıhahu’l-Lugat’ta şöyle yazıyor: “Teşeyyü  Muşayaet ten olup birinin  izinden gitmek, birini takip etmek ve birine yardım etmek ve vilayete sahip olmak anlamına gelmektedir.’’[1]

Teşeyyü’ün Istılahî Anlamı

Teşeyyü  imameti ilahi bir makam bilme görüşünden ortaya çıkarak, imamın nas vasıtasıyla ve Allah tarafından seçildiği inancına sahiptir. Buna göre İslam Peygamberi (s.a.a)  Allah’ın emriyle, önceki peygamberler arasında da bulunan bu ilahi sünnete uyarak kendisinden sonraki imam ve vasileri tanımıştır.

Birincisi  Hz. Ali (a.s) olan bu vasiler, hem dini merciiyet ve hem velayet sahasında İslam camiasının hakimiyet ve rehberliğini üstlenerek Peygamber (s.a.a)’den sonra halkın imamı ve önderi olmuşlardır.

Merhum şeyh Muhammet Cevad Müğniye  şöyle diyor: “Teşeyyü, Peygamber (s.a.a) tarafından Hz. Ali (a.s)’nin imamet ve hilafetine dair nassın bulunduğuna, onun ve evlatlarının hakkında aşırıya gitmeksizin iman etmekten ibarettir.’’[2]

Şia’nın Anlamı

     Şia, sözlükte tabi ve yardım eden anlamındadır. Bu konuda Cevher’i şöyle yazıyor: Birinin Şiası olmak, onun izinden gitmek ve ona yardım etmek anlamındadır.[3]

Şia kelimesi aynı manayla Kur’an-ı Kerim’de de gelmiştir. Örneğin: “Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara nimet ve bağış sunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline getirelim.”[4]

Şia kelimesi Kamusu’l-Muhitte şöyle gelmiştir: Birinin Şiası olmak, onun izinden gitmek ve ona yardım etmeye denir; bu kelimenin tekil çoğul ve erkek ve kadın kipleri Arapça’da aynıdır. (Şia kelimesi tüm kipler için aynı şekilde kullanılır.).’’[5]

Şianın Istılahî Anlamı

1- Şehristani şöyle demektedir: “Sadece Ali (a.s)’ın izinden giden; onun imamet ve hilafetini nas ve vasiyet üzere  kabul eden kimselere, Şia denir.’’[6]

2- İbn-i Hazim ise Şia’yı şöyle tanımlıyor: “Hz. Ali (a.s)’ın Peygamber (s.a.a)’den sonra halkın en üstünü ve imamete onlardan daha haklı, daha layık olduğunu ve imametin onun evlatlarında süreceğini kabul eden kimseye, Şia denir.’’[7]



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 next