Toplum İçin Bir Yöneticinin Gerekliliği



 

Bazı insanlar, toplumun yöneticiye ihtiyacı olduğundan şüphe ederler. Bunlar, ya her türlü özgürlük ve serbestliğe talip ve hiçbir kısıtlamaya boyun eğemeyen lakayt kişiler, ya hesap ve kitaptan korkan eşrar güruhu, ya hükümetler tarafından zulme uğramış şahıslar, ya da hükümetlerden nasiplerini alamamış kimselerdir.

Bunların şüphesi,bilimsel bir temele dayanmayıp, insanın, maddi tabiatı hasebiyle lakaytlığı sevmesi ve her tür fısk-u fücuru mürtekip olabilmek için meydanın açık olmasını istemesinden kaynaklanmaktadır.

Ancak bu arada toplumun hükümet ve yöneticiye ihtiyacı konusunda bilimsel açıdan şüphesi olanlar da vardır. Marksistlerin, komünist toplumda hükümet olmayacağına dair istidlalleri bu türdendir. Onlara göre hükümet, sınıfsal sistemde hakim sınıfının menfaatlerini korumak için vücuda gelen bir müessesedir. Dolayısıyla sınıflar ortadan kalktıktan sonra hükümet kendiliğinden ortadan kalkacak ve artık ona ihtiyaç kalmayacaktır.

Bu yanılgı, insanla ilgili her şeyin temelinde ekonominin yattığı sanısından kaynaklanmaktadır. Halbuki insanların hayatının temelini inanç ve akide oluşturmaktadır. İnancın ardından da ahlak zuhur etmekte, ahlak da amel ve davranışlara yön vermektedir. Maddi ve ekonomik açıdan sınıfların ortadan kalması, inanç, ahlak ve davranış ayrılıklarının da ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Bu yüzden farklı davranışlar arasında uyum sağlayacak bir düzen ve bu düzeni koruyacak bir yönetici olmaksızın sosyal hayat şekillenemez.

Ancak yönetici tek bir kişi olabileceği gibi bir grup da olabilir. Yönetim biçimi de istişare yöntemi olabileceği gibi başka bir yöntem de olabilir. Fakat ne olursa olsun, toplumun işlerini düzene sokacak, ferdi ve içtimai kanunları tanzim ve icra edecek bir yönetici olmaksızın toplumsal hayat sürdürülemez.

İslam tarihinde ilk kez “Hüküm, ancak Allah’ındır”[1] sloganıyla yola çıkarak toplumun devlet ve yöneticiye ihtiyacı olmadığını ileri süren grup, “Havariç” diye tanınan gruptur.

Emir-ül Mü'minin Ali (a.s), bu grubun ortaya attığı slogan karşısında şöyle buyurdu:

“Doğru bir sözdür; fakat onunla batıl kast edilmektedir.”[2]

Çünkü, eğer hakimiyetin temelde Allah’a ait olduğu kastediliyorsa, bu doğru bir sözdür ve bunda hiçbir şüphe yoktur. Ama eğer hiçbir kimsenin hakim ve yönetici olamayacağı kastediliyorsa, bu batıldır. Zira bu sözün manası kargaşa ve başı boşluk demektir. Şüphesiz hükmün aslı Allah'a özgüdür, ama yönetici, Allah tarafından vasıtasız veya vasıtalı olarak tayin edilmelidir.



1 2 3 4 5 6 7 8 next