Hz. Ali’ye Göre İmam ve Halkın Karşılıklı Hak ve Vazifeleri



 

Nasır Mekarim Şirazi

 

Mü’minlerin emiri Ali (a.s) hakkı hikmetli sözleriyle Nehc-ul Belağa'nın bir çok yerinde açıklamıştır. Hazretin hak konusundaki nuranî cümlelerinden ilki şöyledir:

“Hak beyan ve nitelendirme hususunda her şeyin en genişi, ama amel hususunda her şeyin en darıdır.”

Yani hakkı söylemek kolay, hakla amel etmek ise çok zordur.

Muttakilerin mevlası Ali (a.s)’ın hak konusunda beyan ettiği ikinci cümle ise hak ve görev birlikteliği meselesidir. Yani hakkın olduğu yerde vazife ve vazifenin olduğu yerde de hak vardır. Başka bir tabirle her nerede insanın bir hakkı varsa onun üzerinde de bir hak vardır ve her nerede bir hak borçluysa bir hakta alacaklıdır. Yani hak her zaman iki yönlüdür. Hiçbir yerde tek yönlü hak mevcut değildir. Hatta insanlar üzerinde en yüce haklara sahip olan Allah bile kendi hakları karşısında insanların da Allah üzerinde bir takım hakları vardır. Hidayet hakkı, eğitim hakkı, peygamberleri gönderme hakkı, semavi kitapları indirme hakkı gibi. Bu ikinci cümle Nehc’ül-Belağa, 216. Hutbede oldukça kısa ama çok ilginç özet ve derin bir ifadeyle şu şekilde yer almıştır:

“Hiç kimse için başkası üzerine bir hak cari olmadıkça kendisi üzerine hak cari olmaz. Yine, kendi üzerine bir hak cari olmadıkça da başkasının üzerine hak cari olmaz.”

Bu da yukarıda sözünü ettiğimiz hak ve görev birlikteliğinin ve ayrılmazlığının bir başka tabiridir.

Benim çocuğum üzerinde bir hakkım var ve onun karşısında da bir sorumluluğa sahibim. Çocuğumun da benim üzerinde bir hakkı vardır ve buna karşılık benim karşımda da bir görevi vardır. Aynı şekilde İmam’ın ümmet üzerinde bir hakkı vardır ve sahip olduğu bu hakka karşılık da bir görevi vardır. Ümmetin İmam karşısında bir hakkı vardır ve bu haklarına karşılık da bir takım görevleri vardır. Hak hususunda ifade ettiğimiz bu iki cümle Nehc’ül-Belağa’da yer almıştır.



1 2 3 4 5 6 7 next