Seyyid Muhammed Bahr’ul Ulum (Ö. H. 1326)



 

Bahr’ul Ulum velayet-i fakih delillerinin velayetin genel olduğuna delalet edip etmediğini inceledikten sonra şöyle diyor: “Burada önemli olan husus velayet-i fakih delillerine bir göz atmaktır. Bu deliller velayetin genel olduğuna delalet etmekte midir veya etmemekte midir? Cevap olarak şöyle diyoruz: İslam toplumunun ve tüm halkın yönetimi İmam’ın (a.s) uhdesindedir. Bu da insanların kendi maslahatına olan bir hususta İmam’a (a.s) müracaat etmesine neden olmaktadır. Ahiret, dünya, zarar ve fesadı def etme gibi işlerde ona müracaat etmektedirler. Nitekim her millet bu gibi işlerinde kendi liderlerine müracaat etmektedir. Şüphesiz bu da gerçekleşmesi İslam’ın hedeflerinden biri olan İslam düzeninin güçlenmesine sebep olmaktadır. Bu yüzden İslam düzenini korumak için İmam (a.s) ilk önce kendine bir hedef tayin etmelidir. Bu da şartları haiz olan bir fakihten başkası olamaz. Bunu, “Olaylarda hadislerimizin ravilerine (fakihlere) müracaat ediniz.” gibi bazı rivayetlerden istifade etmek mümkündür. Bunun yanı sıra fakihler fakihe müracaat edilmesi hususunda görüş birliği içindedirler. Oysa bu gibi hususlarda özel bir rivayete sahip değildir. Onlar velayet-i fakihin genel oluşundan akıl ve nakil deliliyle böyle istifade ettiler ve bu konuda ki icma nakli de istifaze[1] haddini aşmıştır. Allah’a şükürler olsun ki konu oldukça açıktır ve bu konuda hiç bir şüphe mevcut değildir.[2]


[1] - İstifaze çokluk anlamındadır. Çeşitli şahıslarca nakledilen rivayet ve icmaya haber-i mustefiz veya icma-i menkul i Mustefiz demektedir.

[2] - Seyyid Muhammed Bahr’ul Ulum, Bulget’ul Fakih, c. 3, s. 221 ve s. 232 - 234.