Hasan BEDEL tarafından yazıldı



  

   Kış aylarının kendini iyiden iyiye hissettirmekte olduğu Kenan diyarında; soğuk, buz gibi bir hava hüküm sürüyordu. Kuru bir nehir yatağı kenarında, yıllar önce o nehir gibi kurumuş hurma ağacı ve ona yaslanmış genç bir kadın. Hayıflanmalar, titremeler, ölme arzuları…

Ey Meryem! diye seslendi Cebrail, korkma ve kendinden emin ol!

"Üzülme, (bak) Rabbin ayaklarının dibinde bir su pınarı var etti." (Meryem/24)

"Vur ayağını yere. Hurma ağacının kütüğünü kendine doğru salla, üzerine olgun, taze hurma dökülecektir." (Meryem/25)

"Artık ye, iç, gözün aydın ola!" (Meryem/26)

* * *

     Nice yıllar önce Allah, elçilerinden biri olan İmran’a şöyle vahyetmişti: "Ey İmran! Ben sana kutlu bir erkek evlat bahşedeceğim; o, anadan doğma körleri gören edip, çaresi olmayan hastalıklara derman olacak ve benim iznimle ölüleri diriltecektir. İşte o zaman ben, onu İsrail oğullarına peygamber olarak yollayacağım."

     İmran sevinçler içinde karısının yanına geldi ve ona Allah’ın kendisi için vaat ettiği bu müjdeyi açıkladı. Zaten çok geçmeden de İmran’ın karısı Meryem’e hamile kaldı ama doğuma değin onu erkek bildiler, çünkü Yüce Allah onlara bir erkek evlat vereceğini buyurmuştu. Bu yüzden de İmran’ın karısı Hane Allah’ın bu lütfüne şükrederek: "Rabbim, karnımda olanı tam hür olarak (Beytu'l-Mukaddeste hizmet ve ibadet için) sana adadım, benden kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin." (Al-i İmran/35) diyerek dua etti.

     Ama hiç te düşündükleri gibi olmadı, çünkü beklenenin aksine bir kız dünyaya gelmişti.



1 2 3 4 5 6 7 next