Hadis 4



ÖNSÖZ

“ İşte size Allah'tan bir nur, bir parlak kitap geldi. Allah, rızası ardınca gidenleri onunla kurtuluş yollarına yöneltecek ve izni ile onları karanlıklardan aydınlığa çıkarıp, dosdoğru bir yola koyacaktır.”[1]

Evet Kur`an nurdur ve zamanın ilerlemesiyle eskimez. İmam Sadık (Allah’ın selamı üzerine olsun) şöyle buyurmuştur: “Allah'u teala Kur’ân-ı belirli bir zaman dilimi ve özel bir kavim için indirmemiştir. O her asır itibarı ile yenidir. Kıyamete kadar canlı ve olduğu gibi kalacaktır.”[2]

Günümüz Müslümanlarının elinde bulunan Kur’ân-ı Kerim, Peygamber (s.a.a) efendimize gönderilmiş olan Kur’ân'ın aynısıdır. Ne ondan bir şeyler eksiltilmiş ne de özerine eklemeler yapılmıştır.

İslam'ın doğuşu ve Kur’ân'ın Peygamber (s.a.a) efendimize gönderilmeye başlanması anından itibaren, sahabelerden özel bir grup, vahiy katipliği görevini üstlenmiş  ve Kur’ân ayetlerini nüzulünden hemen sonra yazmışlardır. Dönemin Müslümanları da inen bu ayetleri gece gündüz okumak ve günlük namazlarında tekrarlamakla vazifelendirilmiş idiler. Sahabelerden bazıları Kur’ân ayetlerini ezberleyip hafızalarına yerleştiriyordular. Kur’ân hafızlarının İslam toplumunda sürekli olarak özel bir konumu olmuştur. Halen de bu konumun saygınlığı devam etmektedir.

Bu ve benzeri  durumlar, Kur’ân'ın küçücük bir değişime uğraması veya tahrif edilmesini önlemiştir. Bunun dışında ve daha önemlisi ise, Kur’ân'ın tahrif edilmemesi için bu yüce kitabın Allah tarafından koruma altına alındığı ve kıyamete kadar  korunacağı garantisidir. Bu garanti, tahrif elinin mukaddes kitaba uzanamayacağının en güzel kanıtıdır.

“Şüphe yok ki Kur’ân-ı biz indirdik. Ve her halükarda onu koruyacak olanda bizleriz.”[3]

Ehl-i sünnet ve Şia alimleri ve araştırmacıları Kur’ân'ın tahrif edilmediği konusunda görüş birliğindedirler.

Peygamber (s.a.a) döneminde büyük önem verilerek vuku bulan Kur’ân'ın toplatılması, yazılması ve ezberlenmesi olayı, özellikle de ilk günden itibaren hazır bulunan vahiy katiplerinin varlığı, Kur’ân'ı Kerim’e tahrif elinin uzanması mümkün olmadığı gerçeğini açık bir dille beyan etmektedir.

Kur`an`i Kerim`in  Tefsiri

Kur'an-ı Kerim’de bulunan sözcükleri lügat ve örfi olarak gerçek anlamlarıyla beraber kullanıp tefsir etmek gerekir. Ancak akli ve nakli (hadisleri) olarak ayetin kendisinde ya da dışında bulunan bir delile dayanarak başka manalarda kullanmada bir beis söz konusu değildir. Ama şüpheli olan delilden sakınmak ve ayeti kendi görüş ve zannınca tefsir etmekten kaçınmak gerekir. Örneğin: “Her kim bu dünyada kör idiyse, ahirette de kör ve daha şaşırmış bir haldedir.”[4] Bu ayetle “kör” den kastedilmek istenen lügatteki anlamıyla zahiri görmezlik değildir. Çünkü: Bir çok iyi ve ruhen temiz olan insanlar zahiren kör idiler. Burada asıl kastedilmek istenen, kalp ve batıni körlüktür.



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 next